ESERLİ İNSANLAR

Dinliyoruz, izliyoruz, okuyoruz;

Acaba ne zaman biz çalacağız ne zaman biz sahneye çıkacağız veya film çekeceğiz ya da ne zaman biz yazacağız değil mi?

İlk ikisini biraz olsun gerçekleştirebildim kendimce keyfimce. Yazma işine dadanmıştım bir ara güzel
şeyler de olmuştu. Ama şimdi daha başka olaylara özgülemeye çalışıyorum kelimeleri.

İşte biraz olsun insan içinde bir şeyler çalıp söylemeye çalıştık son bir ayda Karaman gibi bir yerde üstelik.

Neler olmadı ki: 

elektriğimizi kesenler, ne bağırıyorsun  lan yolun ortasında diyenler,
gardaş iyi para gırıyonuzz hıaağğaa diyenler, her gün elinde süpürge ve küreğiyle gelen çok sevdiğim işçi bir abim.

Hayata küsmüş bir Türkçe öğretmeni, uyuşturucu esrar hap ve alkol bağımlısı haline gelmiş insanlar.

49 yaşında ama 30 yaşında teyze.

Göbeği dağ gibi olmuş elinde tesbihiyle gezen bi tane dayı. Muhakkak o göbek düğmesi de patlamış oluyor ha her gün.

Mısırcı Çolak Baba ve kıymetli eşi. Onlara en büyük selam 

Gel gidelim benim evimde çal diyenler, gazinoya davet edenler.

Fıldır fıldır gezen kadınlar ve erkekler.

Anlaşılmaz bir heyecan ve kasıntıyla sokaklarda salınan tipler.

Devrimci türkü veya şiir okumaktan ihbar edenler ve gelen amirler memurlar.
(Bu konuda  aklıma şey geldi lan.Öyle bazı ayetler var ki Karaman’daki muhafazakar çevreyi olsun  ehl-i sünnet geçinen Ensar Vakfı gibi oluşumların tabanını oluşturan kitle olsun bunları yerden yere vuran bazı ayetler var, ulan şiirler arasında böyle aralara serpiştir  Edip Yüksel gibi bağır çağır oku uyarı yap falan.Acaba bir Allah’ın kulu çıkar mıydı kardeşim sen ne okuyorsun bu Allahın ayeti falan diye.Ama bizim halk daha çok ayetlerin musikisini sevdiği için zannetmiyorum anlayan çıkacağını.Ya da onu da ihbar eden olurdu lan muhtemelen.Fetva veriyor diye değil ama: rahatımızı bozuyor diye )

Sağcılar solcular orta yolcular;

Ben size yardımcı olurum diyen sonra siklemeyen fabrikatör Nubar bey kılıklı insanlar

Gizli adamlar garip tipler. Hemen aşağımızda ud çalan emmisi ve darbuka-tör ritmci Engin.

Yoldan 10 kişi geçiyorsa muhakkak 9 u bezgin Bekir gibi. Kesinlikle öyle laylaylom tip denk getirme
şansı çok düşük.Hani Ahmet Kaya İstanbul'a yeni göçtüklerinde çok bunalımlı bi anında giriyor düğün salonuna döne döne oynuyor hopluyor zıplıyor. Dışarı çıkınca da ağlıyor ya.Aynen o hesap yüzü gülen olursa da bizim ordan ayrılınca yine yerlerden topluyor neşesini keyfini.

Bütün bunların içinde çok teyze çok amca ağlattık çok nine dede güldürdük, çok çocuğun gönlünü
yaptık çok bebeği korkuttuk.

Çok küçük ve  basit bir şey aslında sokakta bi şeyler çalıp söylüyorsun ama dallanıp budaklanıyor
hayatımızdaki her küçük ve  basit şey gibi.

Neyse konumuza dönelim: Eserli insanlar

Kim bu eserli insanlar. Dünyada bir eseri olanlar mı mesela? Benim aklıma ilk bu gelmişti ne biliyim mimar mühendis ya da herhangi bir müzisyen. Bunlar değilmiş tabi. Biraz daha jargon kullanımı yaygın olan bu eserli insanlar, yukarıda belirttiğim gibi eseri olan insanlardan ziyade bir başkasının eseri olan insan demekmiş anladığım kadarıyla. Yani eser bir nevi insanın kendisi oluyor. Mimarsa bu dediğim kişi, ağza yüze sıçarak, mühendisse kırmadık yer bırakmayarak, hukukçuysa hakkı adaleti yerin dibine sokarak,  bir kadın veya erkekse de bir başkasıyla kaçarak ya da aldatarak kendince bir eser ya da eserli  insan meydana getiriyor bu sanat sevici arkadaşlar. Aslında bu eseri meydana getiren insanlara eserli insan yakıştırması daha uygun ama benim nezdimde eserli insan yukarıda açıkladığım gibi özneden ziyade olayın nesnesi olarak zihnime yerleşti.

Bu tarz insanlarda gördüğüm en bariz özellik: muhakkak bir şeylere bağımlılar. Madde ya da maddenin ötesinde bir şeyler.

Uyuşturucu her türlü madde, alkol para muhabbet seks kavga vs.

Genelde yukarıda saydıklarım da uyuşturuculuğu nispetinde -uyuşturucu her türlü madde- kategorisine dahil diyebilirim.

Ve bağımlılık da gerçekten bağımlılık hani kaçarı yok. Ne sosyal içiciliği ne keyif içiciliği.İçmezse kekeme olanlar dişleri takırdayanlar nefes alamayanlar.

Polisle kavga edip karakola götürülen sonra dönüp tekrar aynı yerde içmeye devam edenler.Yolda sokakta uyuya kalanlar.

Uyuşturucu olarak genelde esrar(ot) en yaygını, sonra nevrotin denilen bir hap ve bütün bunların mezesi de alkol,  alkoül değil AlkOl.

Bunların dışında kristal diye bir şey içen bir tip geldi gözleri kıpkırmızı ayakta duramıyordu.Bunu da teşhis eden yanımda nevrotin üstüne alkol almış bi insan.Kendisi kimyagerimiz.

Ben ise genelde manevi uyuşturucu tercih ediyorum.Din olsun felsefe olsun ama dozunda.

En baba uyuşturucu da şarkılar türküler herhalde ama ağır geliyor  bunlar da bazen.

Alkol olarak tabii ki de bira en yaygın bir de 14.4 ümüz çıktı çok popüler bu aralar kendisi meyve suyu gibi tüketiliyor tadı da meyve suyu gibiymiş galiba.Tekel bayiler 10dan sonra da veriyor alkol.Ama üç beş lira fazlaya veriyorlar tabi. 

Vergilerle yeterince cebi delinen bu insanlara bir de esnaf ağabeylerimiz geçiriyor günahını kitabına uydurarak.

Daha ağır ortamlarda rakı, direk uçmak isteniyorsa votka, gerekli sermaye sağlanırsa viski vitrinlerde yerini alıyor.

Para ise hiç sorun değil eserli insanlar için. Gerekli araçlara ulaşmak için sadece bir araç.Amaan keyfimiz yerinde olsun da paranın amünagoyiihihmhm gardaş modu hakim yani.Ama olmadı mıydı para ve  söz konusu araçlara ulaşılmadı mı.Sıçtın!

Muhabbet işi biraz gıcık oluyor. Çünkü belirli bir süre sonra muhabbetten çıkıyor iş anlaşılmaz kelimelere ünlemlere vs seslere yerini bırakıyor. 15 dakika boyunca sen benim kardeşimsin diyen oldu mesela.Ben bunu 15. dakikada çözebildim

Ünlemler de en çok şunlar: Gardaş, bilader, birader, paşam, yeğenim, koçum, aslanım, Memedim,

Duyduğum en garip cümlelerden birkaçı:

-Memedim senin için Karaman’ı yakarım Mut’u ısıtırım
-Gılıcımı getirin üleeeynn.
-Valla batırık olsa sulusundan 2 gaşşık alırdım.
-Memedim endeği işi bi boşla anarşist mi kesildin başımıza git okulunu oku efendi gibi bak.
-Len paşam bi bağırma lee kulağımın zarını siktin lee.
-Koçum küpeyi toplar takıyor .
-Gardaş bu sazı nasıl öğrenecez.
-Abinin küpeye bak Mabel Matiz gibi.

Bunlar yazıya dökebildiklerim daha yüz ifadelerini mimikleri bir yazabilsem ah neler neler.

 Seks ya da cinsellik diğer maddelere nazaran daha özel bi alan olduğu için pek bi şey söyleyemiyorum bu konuda ama diğerlerinden çok da farksız değildir genel durum.

En saçma ve beyne kolay gelen kısma geldik: Kavga.

Kavga aslında güzeldir. Muhatabıyla olursa tabi o da.Zorbayla zalimle zulümle kahpelikle orta yolcularla namussuzla kavga iyidir olmalıdır.Yürekte nişanedir.Gökte bulut yerde kar misali.
Dediğim gibi basit anlamdaki kavga konuşup anlaşmaya göre beyni çok daha az yorduğu için tercih ediliyormuş bilimsel olarak tabi.

Eserli insanlarda ise, daha çok bir hobi gibi ya da faaliyet etkinlik gibi kavga yapmak. Eser diyince de aklıma şu ÇGHB’daki yavşak Eser geliyor şu Acunun Murat Bozun götünden ayrılmayan.

Hani horoz dövüşü olur ya ibiklerini birbirine vura vura. Kavgalar genelde öyle başlıyor.
Sonrasında muhtemelen birisi diyor senle görüşeceeez la falan diye o onu getiriyor öteki başkasını öyle it dalaşı devam edip gidiyor.

Genel olarak gözlemlerim bu şekilde, dediğim gibi daha neler var da işte anlatılmaz yaşanır yani.
Peki bütün bunlardan ne çıkardım ve ne yapmalı aklı başında bir insan olarak.

Öncelikle herkesle muhatap olmamak lazım birinci ve en önemli olan.Selam sabah verdin mi ondan sonra tamam.Hakikati ya da bilgiyi herkese vermemek lazım.Kendim bir bok olduğumdan demiyorum.Her anlamda yani sadece bilgi ya da hakikat değil.

Ve bu ülkede başkaldırmak da çok mantıklı ya da idealistçe değil.Kaldırdığın başı  umursayan yok çünkü.Ana avrat küfür etsen bile umursayacak olan yok.Kafanı kuma gömeceksin ve bürokrasi yalayacaksın,  yalayacaksın ki paha biçilesin.

Kimseye eyvallahın olmayacak kendi kendine hükümet olacaksın.

Tehlikeli?  şiir ya da türkü okumayacaksın, ırkçılık yapacaksın mesela.

Sonra yanar döner olacaksın ve en önemlisi tipik bir orta yolcu olacaksın.

Cebinde para varsa lafın geçiyor mesela cebin para dolacak ya da abin dayın olacak.

Hukukçu olmak da yetmiyor mesela, hukukçuluk artık lan nasıl köşeyi döneriz ya da nasıl hâkim savcılığa kapak atabilirim onu da geçtim lan acaba nasıl şu fakülteden paçamı kurtarabilirim seviyesine geldi ya da bu seviyeye getirdiler sevgili hükümetimiz ve akademisyenlerimiz. Biz Tayyib’i seviyoruz yeaaaaaa diyen akademisyenlerin olduğu bir fakülteden bahsediyorum. Sevebilirsin sonuna kadar saygı duyarız da bana niye söylüyorsun bunu ey hoca.

Bütün bunlardan herkes hepimiz tiksiniyoruz ama yapacak çok şey var. Yok öyle yapacak bir şey yok y diyip çekilmek.

Gel gelelim Nazım diyor ya

Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın, bir sincap gibi mesela
Öyle yaşamalı.
Yani bütün işin gücün yaşamak olacak diyor ya.Aynen öyle

Ve son olarak da

Bu dünya soğuyacak yıldızların arasında bir yıldız
Hem de en ufacıklarından
Mavi kadifede bir yaldız zerresi yani
Yani bu koskocaman dünyamız. diyor Nazım.
                                                                                            mtö


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ADİL YARGILANMA HAKKININ ÖZEL HUKUKTA GÖRÜNÜMÜ

Veda Çiçeği